Yabancı Düşmanlığını Durduralım!..

Almanya’da, 90’lı yıllarda iyice azıtan ırkçı saldırılar Hoyerswerda, Möln ve Solingen’de sürmüş; bunu NSU cinayetleri, 2019’da Kassel Valisi Walter Lübcke’nin öldürülmesi izlemiştir. 19 Şubat 2020’de Hanau’da 9 kişinin kurşunlanması toplumu derinden sarsmıştır.

0
3975

Irkçılık ve şiddet sadece Almanya’nın değil, tüm Avrupa’nın sorunudur. Kültürel uyum sorunlarının kökenini inceleyen sosyologlar; “bu konudaki en büyük engelin Avrupalının doğasında var olan ırkçı yaklaşım olduğu”na dikkat çekiyorlar. Irkçılık, dünyanın neresinde olursa olsun coronavirüsü gibi bulaşıcı ve tehlikeli olarak görülmelidir.

Fransa’da, Hollanda’da, Avusturya’da, İngiltere’de, İtalya’da, Belçika ve Yunanistan’da ve diğer AB ülkelerinde aşırı sağ giderek güçlenmekte, buna gerekçe olarak artan işsizlik ve ekonomik kriz gösterilmektedir. Hiçbir gerekçe, insan düşmanlığını haklı kılamaz. Krizin gerçek sorumlusu kapitalist emperyalist sistemdir; onların doymak bilmeyen kâr hırslarıdır. Saldırıların hedefinde başta Türkler olmak üzere tüm Müslümanlar ve göçmenler vardır. Tehlikede olan sadece göçmenler değil, demokrasinin ta kendisidir.

Almanya’da, 90’lı yıllarda iyice azıtan ırkçı saldırılar Hoyerswerda, Möln ve Solingen’de sürmüş; bunu NSU cinayetleri, 2019’da Kassel Valisi Walter Lübcke’nin öldürülmesi izlemiştir. 19 Şubat 2020’de Hanau’da 9 kişinin kurşunlanması toplumu derinden sarsmıştır. 1999-2020 arası 208 insan Naziler tarafından katledilmiş, yüzlercesi yaralanmıştır. Demokrasilerde, demokrasiyi yok etmek isteyen örgütlere ve eylemlere asla yer verilemez. Tüm demokratik partiler ve kuruluşlar, göçmen örgütleri, emniyet güçleri artan tehlikeye karşı durmalıdır.

ALMAN YETKİLİLERE ÖNERİLER

İnsanlarımız öldürüldükten sonra saldırıları kınamak yerine, ırkçılığı ve yabancı düşmanlığını körükleyen tüm parti ve örgütleri kapatınız. NSU dosyasını açınız; saldırıların arka planını açıklayınız.

Seçimlerde, göçmenleri günah keçisi olarak göstermeyiniz. Kin ve nefret tohumları ekmeyiniz; toplumsal barışı bozmayınız.

Beş yıldan itibaren Almanya’da oturan tüm göçmenlere belediye seçimlerine katılma hakkı tanıyınız. Bizi, işlevleri son derece sınırlı olan Yabancılar Meclisi ya da Uyum Meclisi ile oyalamaktan vazgeçiniz.

İşsizliği, yoksulluğu önleyecek tedbirleri alınız. Almanya’nın olanaklarını yerli ve göçmen ayrımı yapmadan herkese eşit olarak sununuz.

Çifte vatandaşlığı kabul ediniz. Alman vatandaşlığına geçmeyi kolaylaştırınız. Siyasi partilerde ve kurumlarda göçmenler için kota uygulayınız.

Alman halkında göçmenlere karşı varolan önyargıları ortadan kaldırmaya yönelik toplumsal, kültürel ve sanatsal çalışmaları destekleyiniz. Kamuoyunu uyarıcı ve bilgilendirici malzemeler hazırlayınız.

Konut arayan göçmenlere ayrımcılık yapmayınız. Ancak bu şekilde göçmenler Almanlarla komşu olabilir ve daha kolay Almanca öğrenirler.

Göçmenlerin dillerine, dinlerine ve kültürlerine saygı gösteriniz. Anadili derslerini kaldırmaktan, okul bahçelerinde Türkçe konuşmayı yasaklamaktan vazgeçiniz.

Okullarda yerli ile göçmen öğrencilerin kaynaşması için gereken önlemleri alınız. Ders kitaplarında farklı ülkelerden gelen göçmenlerin ulusal kültürlerine ve dini inançlarına yer veriniz.

Anaokulundan başlayarak eğitimin bütün kademelerinde hoşgörüye dayanan, insan haklarına saygılı, şiddete, kine ve yabancı düşmanlığına karşı bir eğitim uygulanmasını sağlayınız.

Yabancı düşmanlığı yapanlara, şiddet uygulayanlara karşı caydırıcı yasal önlemler alınız. Derneklerimize ve camilerimize yapılan saldırıları önleyiniz.

TÜRK GÖÇMENLERE DÜŞEN GÖREVLER

Çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitimine gereken önemi verelim. Okuyan, araştıran ve düşünen bir toplum olmak için, yaşadığımız ülkede önemli mevkilere gelmek için çalışalım.

Almanlarla iyi bir diyalog kurmanın ve onlara derdimizi anlatmanın yolu, dil öğrenmekten geçer. Yaşımız kaç olursa olsun Almanca öğrenmek için gereken çabayı gösterelim.

İşimizle, davranışımızla, çağdaş giyimimizle, komşuluğumuzla ve kültürümüzle kendimizi bu topluma kabul ettirmek için gayret edelim.

İçinde yaşadığımız ülkenin sosyal, kültürel ve dini değerlerine, yasalarına saygı gösterelim. Barış ve uyum içinde yaşamak için elimizden geleni yapalım.

Türk-Alman dostluğunu geliştirmek için çaba gösterelim. Ülkemize turist göndererek bizi ve kültürümüzü daha yakından tanımalarını sağlayalım.

■Kahvelere ve camilere kapanarak kendimizi toplumdan soyutlamayalım. Siyasi partilere, sendikalara ve diğer sivil toplum örgütlerine üye olalım. Buralarda sorunlarımızı dile getirelim; haklarımızı almak için mücadele edelim. Almanya çapında güçlü bir Türk toplumu oluşturalım.

Alman vatandaşı olan yurttaşlarımızın seçimlere katılmalarını ve demokratik partilere oy vermelerini sağlayalım.

ÖRGÜTLÜ VE TEDBİRLİ OLMALIYIZ

Yabancı düşmanlığı ve ırkçılık, bizi uzun yıllar uğraştıracak bir sorundur. Türk toplumu

olarak aramızdaki görüş ayrılıklarını bir kenara bırakarak birlik olmalı; her türlü olumsuz

durumları hesaba katarak önlem almalıyız. Bu toplumda barış içinde bir arada yaşama ve

kendimizi ezdirmemek için; sokak sokak, mahalle mahalle örgütlü ve tedbirli olmalıyız.

Yabancı düşmanlığına ve ırkçılığa karşı çıkan yerli, göçmen tüm kişi ve kuruluşlarla kalıcı

girişimler oluşturmalı; kent, eyalet ve federal düzeyde örgütlenmeli; haklarımızı yasal ve

demokratik yollardan aramalı, şiddet olaylarına asla meydan vermemeliyiz.

Bahattin GEMİCİ
eğitimci-yazar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.