20.11.2017 - Şehir Portalı & Seri İlan & Firma Rehberi

O Kohl’ün kızı!

Bazıları Merkel’in Almanya’yı bir kraliçe gibi yönettiği görüşünde. Parlamenter demokraside bu sözler iltifat sayılmaz. Merkel’in ağırlığı, imajı ve seçim kampanyası böyle bir intiba uyanmasının nedenini açıklıyor

O Kohl’ün kızı!

Angela Merkel, 2005 yılında ilk kez Almanya Başbakanı olduğunda, onun bu görev için yeterince istekli olup olmadığından kuşku duyanların sayısı hiç de az değildi. O dönem hiç kimse Merkel’in üçüncü kez başbakan olabileceğine ihtimal dahi vermiyordu. Zira bunu başarabilen yalnızca 1949-1963 yılları arasında Hrıstiyan Demokrat Parti’den Konrad Adenauer ve 1982-1998 yılları arasında 16 yıl başbakan kalarak tarihe geçen Helmut Kohl olmuştu.

Ancak Merkel’in başarısı tesadüf değil. Merkel, iktidar hırsının emarelerini çok daha önce vermeye başladı. “Kohl’ün kızı” Hrıstiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) içinde adı usulsüz bağış skandalına karışan Kohl’ün yerine aday olduğunu yazdığı bir gazete makalesi ile gösterdi ve kısa bir süre sonra partinin genel başkanı olmayı başardı. Merkel, Kohl kabinesindeki bakanlık görevi sırasında siyasi tecrübelerini pekiştirdi.

Angela Merkel, Almanya’nın ilk kadın başbakanı

Avrupa’nın sembol figürü

Merkel’in iktidar konusundaki önsezileri, taktik-stratejik hamleleri ve uyum sağlama mahareti onu Almanya’da ve Avrupa’da dönemin en önemli siyasetçilerinden biri haline getirdi.

Merkel, vatandaşlara Almanya’nın krizden güçlenerek çıkacağı sözünü verdi. Gerçekten de ekonomik göstergeler ve işsizlik rakamları bu sözün tutulduğunu gözler önüne seriyor. Uluslararası alanda Almanya’nın çıkarlarının koruyucusu olarak varlık gösterdi. İster G8 zirvesi olsun, ister AB zirveleri… Her daim Alman parasının iyi ellerde olduğu izlenimini verdi. Almanların hayranlıkla baktığı Anglo-Sakson dünyasında Merkel, dünyanın en güçlü kadını olarak görülüyor.

Avrupa’nın ekonomik ve mali krize karşı mücadele verdiği dönemde, Euro’yu kurtarma politikalarının sembol karakteri oldu. Merkel, sadece Almanya’nın değil, tüm Avrupa’nın krizden güçlenerek çıkması gerektiğini savundu. Zor durumda olan ülkelere finansal destek verilmesini onaylarken, bunun sıkı şartlara bağlı kılınması politikasının özünü oluşturdu. Avrupa’nın rekabet gücünü yükseltmesi, Merkel’in izlediği yol oldu.

CDU’yu baştan yarattı

Angela Merkel, partisi Hrıstiyan Demokrat Birlik Partisi’nde de (CDU) kalıcı değişikliklere imza attı. Başlarda parti içinde güçlü rakipleri vardı. Ancak bu rakiplerden bir kısmı kendiliğinden yoldan çekildi, bir kısmı Merkel tarafından köşeye sıkıştırıldı, bir kısmı da skandalların kurbanı oldu. Merkel için sadakatsizlik ve kişisel zaaflar çevresindeki birini safdışı etmenin kriterleri. Zira siyaset iktidar işi. Merkel de iktidarını, partisinin yeniden siyasetin odağına yerleşmesi için parti programında temel değişiklikler yapılması doğrultusunda kullandı. Askerî hizmet zorunluluğu, nükleer enerji ve klâsik aile anlayışı Hrıstiyan Demokrat siyasetinin merkezindeki konulardı, Merkel öncesine kadar… 2011 yılında nükleer enerjiden çıkışı kabul eden Merkel, tüm bunların değişmesine önayak oldu.

Merkel’i eleştirenler, partisinin profilini kaybetmesine yol açtığı, sosyal demokrat açılımlarda bulunduğu suçlamasında bulunuyor ve onun bir ‘fırsatçı’ olduğunu öne sürüyor. Ancak Merkel’in politikaları özellikle genç seçmenlerin beğenisini topluyor. Kamuoyu yoklamalarına göre, 18 yaş altı gençler arasında CDU birinci sıraya yükseldi.

Merkel ve eşi Joachim Sauer

Kriz dönemlerinde istikrar

Merkel, yıllardır vatandaşlardan da büyük destek görüyor. Merkel, bu desteği siyasi erk odaklı imaj politikaları sayesinde kazandı. Kriz döneminde endişeli Almanların istikrar ve yönelim arayışında olduğunu sezip, bu ihtiyaca cevap verdi. Üstelik bu istikrarın muhteviyatı siyasetle de sınırlı kalmadı. Merkel’in dış görünüşü de yıllardır neredeyse aynı. Siyah pantolonun üzerine rengi değişse de kesimi değişmeyen ceketler giyiyor. Dışarıda fırtınalar da kopsa, televizyonda Merkel alışıldık sakin üslubunu yansıtmayı sürdürüyor.

Kişisel fakat özel değil

CDU’nun Merkel’in fotoğrafının yer aldığı seçim afişi, partinin seçim kampanyasında tek bir kişiye yatırım yaptığının göstergesi. Ancak Merkel bu noktaya gelene kadar, özel hayatını kamuoyu ile biraz daha fazla paylaşmak zorunda kaldı, örneğin ölçülü dekolteli kıyafetlerle objektiflere poz verdi. Eşi Joachim Sauer’in torunları ile çekilmiş fotoğrafları da basına yansıdı. Fakat Merkel’in aile hayatına ilişkin ayrıntılar gizliliğini hâlâ koruyor. Bilinen tek şey, Merkel’in eşiyle birlikte Berlin’in tarihî kesiminde, eski tarzda bir evde yaşadığı ve boş zamanlarını genellikle Berlin ile Baltık Denizi arasındaki Uckermark’ta geçirdiği. Teolog olan babası ise 2011 yılında hayatını kaybetti.

Siyaset bilimi uzmanları, Merkel’in kişiliği ile ön planda olmayı tercih ettiğini, hakkında özel bilgilere ulaşmanın neredeyse imkânsız olduğunu vurguluyor. Fakat uzmanlar, zaten önemli olanın özel hayatı değil, bir başbakan olarak icraatları olduğu görüşünde birleşiyor. (Deutsche Welle Türkçe)

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Send this to friend