20.11.2017 - Şehir Portalı & Seri İlan & Firma Rehberi

Bir ‘Burak Akbay’ anısı ve ‘adına imza kullandığım yıllar’

Nereden nereye? Yıllar önce adına imza kullandığım Sözcü Gazetesi sahibi Burak Akbay, bugün basın özgürlüğü ve Atatürkçülük cephesinin belirleyicisi olarak Türkiye ve Avrupa gündemini tam ortasında düştü.

Ahmet DURMUŞ

Yazarın şu ana kadar yazılmış 2 makalesi bulunuyor.

Zaman çok hızlı akıp gidiyor. İstanbul’da çalıştığım yıllarda tuttuğum günlüklerim ve kitaplaştırmak istediğim yazılarım bir gece ansızın kaldığım evin polis tarafından basılması sonucu kaybolmasından sonra bir türlü yeniden yazma ve toparlama fırsatım olmadı. Ki bu basılma ve el koyma (siz imha edilmesi olarak anlayın) yine daha önce İskenderun’da olduğundan dolayı  bir daha düzenli yazma işlevimi bir nevi kaybettim.

İyi de bukadar uzun bir yazı girişine ve Burak Akbay adına neden imza kullandım başlığıyla ne alakası var diyebilirsiniz?

Başta belirttiğim gibi uzun zamandır İstanbul, Adana ve İskenderun’da yaptığım mesleğimle ilgili olarak bir şeyler karalamaya çalışıyorum. Ama bir türlü de toparlayamıyordum ki, Türkiye’de birden bire Sözcü Gazetesine ve İmtiyaz Sahibi Burak Akbay’a operasyon haberi Türkiye ve Avrupa gündemine bomba gibi düştü. Gerekçe FETÖ Terör örütüyle bağlantı ve Cumhurbaşkanının kaldığı yeri deşifre etmek  ve 15 Temmuz darbesini yapanlara burayı hedef göstermek kısacası.

Anılara Yolculuk…

Nereden nereye?

1993-94 yıllarında Günaydın Gazatesinden ayrılmış (Herzaman olduğu gibi kriz bahanesi ve Günaydın, Yeni Günaydın olmuş)) alışılmış işsizliğimi yaşarken Burak Akbay’ın babası Ertuğrul Akbay’ın sahipliğini  ve Yayın Yönetmenliğini yaptığı Haftalık Gölge Adam Gazetesinde Politika muhabiri olarak işe başladım. İşte Burak Akbay adına burada imza kullanmaya başladım. Burak Akbay işe başladığım dönemde yurt dışında ( İsviçre) öğrenim görüyordu. Ama Türkiye’de babasının yayınladığı gazetede yaptığımız bazı haberlere Burak Akbay yapıyormuş gibi onun adına imza koyardık. Yani habere onun adını yazardık.

Türkiye’de o dönemde gazeteci sayılman ve Sarı Basın Kartı hakkı kazanman için 212 sayılı Fikir İşçileri Yasına (şimdi bu yasa değişti 5953 sayılı yasa oldu ve halen bu yasaya göre çalışmayan gazeteci sayılmıyor) göre çalışmak zorundaydın.  İşte yurt dışında eğitimini devam ettiren Burak Akbay sanki haber yapıyor ve bu yasayla çalışıyormuş gibi onun adına bizler imza kullanıyorduk. Burada amaç bizim o zaman düşüncemiz, Burak Akbay’ın gazetede çalışıyor gözükmesi ve Sarı basın Kartı alması olarak şeklindeydi düşüncemiz. Ki ben halen öyle düşünüyorum.

Bizler gazetecilik yapmamıza rağmen bizleri normal sigortalı çalıştıran ve  212 Fikir Yasasına almayan,  dönemin Başbakan Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın manevi oğlu olarak görünen ama Özal’ın ölümünde gazete bürosunda oturup İstanbul’daki cenaze törenine katılmayan Gölge Adam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve imtiyaz sahibi Ertuğrul Akbay’da Babıali Cağaloloğlu’nda ve Türkiye’de duayen gazeteci sıfatlayla anıldı ve anılıyor.

Evet nereden nereye? Dün adına imza kullandığımız Burak Akbay, bugün basın özgürlüğü ve Atatürkçülük cephesinin belirleyicisi olarak Türkiye ve Avrupa gündemini tam ortasında düştü. Benide ister istemez  aradan geçen 25 yıllık bir anıya sürükledi.

Ha! Burak Akbay’a FETÖ’cü denir mi?  Gaztededen bir örnek vereyim yine. Burak Akbay bir kaç kez yurdışından Türkiye’ye geldiğinde gazeteye babasının yanına gelir ve bizlerle de selamlaşırdı. Biz ona gazetede birlikte çalıştığımız arkadaşlar kendi aramızda tam bir Burjuva Züppesi derdik.

Böyle bir genç herşey olur ama,  din ile beslenen bir Cemaat ve /veya  buna benzer bir Organizasyoncu olmaz. Tabi bu benim anılardan buraya kadar gelen izlenim ve gözlemimdir.

 

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Send this to friend